|
MISIR
HAKKINDA GENEL BİLGİ
Mısır
bitkisinin ortaya konmuş yabani formu bulunmadığından orijini henüz tam
olarak saptanamamıştır. Mısırın orijini konusunda çeşitli teoriler ileri
sürülmekle birlikte bu teorilerin hiç biri tam olarak kabul görmemiştir.
Günümüzde
üretimi yapılan hibrit çeşitler ilk olarak Amerika’da yapılan ıslah
çalışmaları sonucunda elde edilmiş ve 1800’lü yıllarda Avrupa’ya, Güney
Amerika’ya , Afrika’ya ve Avustralya’ya götürülmüştür.
Yaygın Çeşitleri
Ülkemizde 1984 yılında tohumluk üretiminde
özel sektör kuruluşlarının faaliyetine izin verilmesi ve 1987 yılında
tohumluk dağıtımında devlet tekelinin kaldırılması ile tohumculuk
teknolojisinde hızlı bir gelişme gözlenmiştir. Günümüzde yerli ve yabancı
çok sayıdaki firma tarafından yüzlerce hibrit mısır çeşidi üretilerek
piyasaya sunulmaktadır. Çeşit sayısının çokluğu mısır üreticilerine seçim
zorluğu yaratmaktadır. Farklı bölgelerdeki tüm üreticiler için en uygun
olarak tanımlanabilecek tek bir çeşit söz konusu olamaz. Her üretici kendi
koşullarına uyan en iyi çeşidi seçmek durumundadır. Çeşit seçiminde
olgunlaşma süresi, koçan özelliği, yatmaya hastalık ve zararlılara, soğuk
ve sıcağa dayanıklılık, ekim sıklığına tepki ve verim gibi faktörler
dikkate alınmalıdır.
Mısır çeşitleri, her biri içinde farklı
tipleri içeren, yedi grup (çeşitler grubu ) altında toplanırlar. Bunlar
aşağıda gösterilmiştir.
BOTANİK ADI İNGİLİZCE
ADI TÜRKÇE ADI
Zea
mays indentata Sturt.
dent corn At dişi mısır
Zea
mays indurata Sturt. flint
corn Sert mısır
Zea
mays amylaceae Sturt. flour
corn Unlu mısır
Zea
mys sacharata Sturt. sweet
corn Şeker mısır
Zea
mays everta Sturt. pop
corn Patlak (cin) mısır
Zea
mays ceratina Kulesch waxy
corn Mumlu mısır
Zea mays tunicata Sturt Pop corn
Kavuzlu mısır
Ekolojik İstekleri
Toprak İstekleri
Mısır
tarımı için en uygun toprak tipi, su tutma kapasitesi, besin maddesi
depolaması, işlenme kolaylığı, iyi drenaj ve havalanma özelliği
dolayısıyla siltli-killi topraklardır. Bunun yanında sahip olduğu
dezavantajları en aza indirmek, avantajları iyi değerlendirmek ve gerekli
iyileştirme uygulamalarını yapmak koşuluyla diğer toprak tiplerinde de
mısır tarımı yapılabilir.
İklim İstekleri
Mısır
ılıman ve tropik bölgelerde tarımı yapılan bir bitkidir. Farklı iklim
koşullarına adapte olmuş ticari üretimi yapılan pek çok mısır tipleri
mevcuttur. Mısırın yayılma alanı Kuzey yarım kürede, Kanada’da 58o
kuzey enlemlerinden, Güney Afrika’da 35-40o güney enlemlerine
kadar uzanır. Diğer yandan deniz seviyesinden daha alçak yerlerde ve dört
bin metre yüksekliklere kadar olan yerlerde mısır tarımı
yapılabilmektedir.
Mısır
bitkisinin en iyi geliştiği bölgeler en az 120 donsuz güne ve ortalama
2100-2200 Günlük Gelişme Derecesine sahip yörelerdir. Suyun bol ve
sıcaklığın ılıman olduğu orman-mer’a iklimlerinde en yüksek verim
düzeylerine ulaşılır.
Mısır bitkisi 10-11 oC
‘de çimlenmeye başlayabilir. Toprak sıcaklığı 5-10 cm derinlikte 15 oC’ye
ulaştığı zaman çimlenme hızlanır. Mısır bir sıcak iklim bitkisi olmasına
rağmen aşırı sıcaklık isteyen bitki değildir. 38 oC’nin
üzerinde bir kaç gün devam eden sıcaklıklar bitkiye zarar verir. Mısır
bitkisinin sıcak gecelerde iyi geliştiği sanılmakla birlikte, sıcak ve
rutubetli gecelerde iyi bir gelişme görülmez. Genel olarak mısır için en
uygun koşulların soğuk geceler, güneşli günler ve orta sıcaklık olduğu
söylenebilir. Sık sık bulutlu havaların oluşması ve düşük ışıktan dolayı
fotosentezin azalması nedeniyle tropik iklimde mısır verimi subtropik
iklimdekine göre daha düşük gerçekleşir. Bitkinin gelişmesi için optimum
ve minimum bağıl nem değerleri sıcaklık ve alınabilen su miktarına bağlı
olmakla birlikte genel olarak %50 ve altına inen bağıl nem koşullarında
bitki olumsuz etkilenir. Özellikle tozlanma döneminde ortaya çıkan düşük
hava nemi tane bağlamayı aksatır ve su kayıplarını arttırır. Ülkemizin
iklim verileri dikkate alındığında düşük sıcaklık, yüksek sıcaklık ve
düşük bağıl nem koşullarının hakim olduğu yöreler dışında kalan
bölgelerde uygun çeşit ve sulamayla rahatlıkla mısır üretimi
yapılabilir.
Yetiştirme Tekniği
Toprak Hazırlığı
Mısır tarımında toprak işleme tohum yatağının
hazırlanması, yabancı ot kontrolü, bitki gelişimini kolaylaştırcak toprak
koşullarının sağlanması, anızın parçalanması ve topraktaki suyun
düzenlenmesi amaçları için yapılır. Toprağın gereginden fazla işlenmesi
bir fayda sağlamadığı gibi, ekonomik ve fiziksel zararlara yol açabilir.
Mısır tarımında toprak işleme uygulamaları ilk
sürüm ve ikileme işlemleri olarak sıralanabilir. İlk sürüm, çim yatağını
parçalamak, anızı toprağa karıştırmak, yabancı otları yok etmek ve pulluk
tabanını kırmak için yapılır. İlk sürümde genellikle dipkazan, kulaklı
pulluk, çizel pulluk ve diskli pulluk gibi aletler kullanılır. İkileme,
pullukla sürümden sonra tohum ekimine kadar yapılan tüm toprak işlemlerini
kapsar. İkileme tohum yatağını bastırmak, gevşetmek veya inceltmek, bitki
kalıntılarını kesmek ve yabancı otları yok etmek gibi amaçlar için
yapılır. İkileme işleminde freze, goble, diskaro, yaylı kültivatör, tarla
kültivatörü, dişli tırmık, tapan ve merdane gibi aletler kullanılır.
Dünya’da
mısır tarımında başlıca 3 toprak işleme metodu kullanılır. Bunlar klasik
toprak işleme, azaltılmış toprak işleme ve sıfır toprak işleme (toprak
işlemeden ekim) metodlarıdır. Her motodun diğerlerine göre bazı avantaj ve
dezavantajları bulunmaktadır.
Ekim
Mısır ekiminde önemli konular ekim zamanı,
ekim derinliği ve ekim sıklığıdır. Ekim Zamanı : Genel olarak ekim zamanı
yetiştiricilik yapılacak yörenin yükseltisine göre değişmektedir.
Ülkemizde alçak yörelerde (örneğin Çukurova) en uygun ekim zamanı Nisan
ayı başlarıdır. Orta va Doğu Anadolu gibi yüksek bölgelerde ise
Mayıs ayı başında yapılan
ekim genellikle iyi sonuç verir. Erken ekimin verim arttırıcı etkisi
bulunmakla birlikte, erken ekim yaparken bazı önlemlerinde birlikte
uygulanması gereklidir.
Aksi taktirde erken ekim fayda
yerine zarar getirebilir.
Ekim Derinliği: Mısırda ekim derinliği iklim
ve toprak koşullarına göre değişir. Mısır genellikle 2 ile 7,5 cm
derinliğe ekilir. Toprak yüzeyinin kuru ve sıcak olması durumunda ekim
derinliği arttırılabilir. Örneğin kuru topraklarda, tohumu daha nemli bir
ortama bırakmak için killi topraklarda 7,5-8,5 cm, siltli topraklarda
10-11,5 cm ve kumlu topraklarda 12,5 cm derinliğe ekim yapılabilir.
Toprak rutubeti ve sıcaklığının yeterli olduğu topraklarda ve uygun ekim
zamanında ideal ekim derinliği 5 cm’dir.
Ekim Sıklığı: En uygun ekim sıklığı kullanılan
çeşide, ekim zamanına, yetiştirme amacına, yükseltiye, iklime, sulama
miktarına ve toprağın durumuna göre değişir. Sık dikim koçan bağlamayan
bitki sayısını ve yatmayı arttırır, tane/sap oranını düşürebilir. Ayrıca
sık dikim yapılan tarlada bitkinin su ve gübre gereksinimi artar. Çok
seyrek ekim ise birim alandan alınan ürün miktarının azalmasına neden
olur.
Mısır
ekiminde serpme, ocak usulü ve sıraya ekim yöntemleri kullanılır. Serpme
ekim yöntemi genellikle dağlık kesimlerde ve küçük arazilere uygulanır ve
dekara 10-11 kg gibi çok yüksek miktarda tohumluk kullanılır. Ocak usulü
ekimde çıkış daha düzenli olur. Sıraya ekim ise elle veya ekim makinaları
ile yapılabilir. En uygun ekim yöntemi ekim makinaları ile
sıraya yapılan ekimdir.
Bakım
Mısır bitkisinde sulama, gübreleme, hastalık
ve zararlılarla mücadele dışında önemli diğer bir bakım işlemi yabancı ot
kontrolüdür. Mısır bitkisinde ilk 3-5 hafta yabancı ot kontrolu bakımından
kritik bir dönemdir. Araştırma sonuçları boyu 15-20 cm’e ulaşan yabancı
otların mısır verimini olumsuz etkilediğini ortaya koymaktadır.
Yabancı ot kontrolünde temel prensip, yabancı
otun çıkışını engellemek veya çıkış sırasında kontrol ederek bitkiye
vereceği zararı en aza indirmektir. Kültürel mücadele ve kimyasal
herbisitle mücadele yabancı ot kontrolünde uygulanan temel metotlardır.
Kültürel mücadele, uygun ekim nöbeti, toprak
işleme, ekim metodu ve bunlarla birlikte herbisit kullanımı ile yapılır.
Kimyasal mücadele ise, yabancı ot tohumlarının çimlenmesini engelleyen,
kontakt etkiyle yabancı otları öldüren veya fizyolojik olarak hormon
sistemini bozarak gelişmesini durduran çok farklı yapıdaki herbisitlerin
kullanılmalarıyla yapılır. Yabancı ot türlerinin hepsini kontrol
edebilecek tek bir herbisit bulunmamaktadır. Bu nedenle farklı herbisitler
kombine edilerek karışım halinde veya ayrı ayrı ve farklı zamanlarda
uygulanabilirler.
Mısır
tarımında başarılı bir yabancı ot kontrolü ancak erken (ekimden önce) bir
planlamayla mümkün olur. Bu amaçla tarlanın yabancı ot haritası
oluşturularak tarlanın hangi bölümlerinde, hangi yabancı ot türlerinin
mevcut olduğu belirlenir.
Sulama
Mısır bitkisi yılın en sıcak döneminde yetişen
bir bitki olduğundan su tüketimi fazladır. Ancak bunun yanında mısır tarla
bitkileri arasında suyu en etkili kullanan, yani birim su ile en fazla
kuru madde üreten bir bitkidir.
Mısır
bitkisi için faydalı su, yetişme döneminde yağan yağış miktarından toplam
evaporasyon, yüzey akışı ve sızan su miktarı çıktıktan sonra kalan su
miktarıdır. Ülkemizin Doğu Karadeniz gibi istisna bölgeleri dışında mısır
yetiştirilen bölgelerinde bitkinin gelişme döneminde düşen yağış miktarı,
maksimum verim elde etmek için yeterli değildir. Geniş mısır ekim
alanlarının bulunduğu güney ve batı bölgelerimizde yüksek sıcaklık ve
radyasyon ile düşük rutubet toprak yüzeyinden ve bitkinin yapraklarından
fazla miktarda su kaybına yol açmaktadır. Bu bölgelerde yüksek bir verime
ulaşabilmek için bitkinin gereksinme duyduğu suyu sulama yoluyla vermek
zorunludur. Özellikle entansif (yoğun) tarım (kaliteli tohumluk, yeterli
gübre kullanımı, hastalık ve zararlılarla mücadele vb. bakım
işlemleri) şeklinin uygulandığı koşullarda, yüksek üretim maliyetlerini
karşılayarak ekonomik bir üretim yapabilmek için iyi hazırlanmış bir
sulama programı ile mısır bitkisi uygun aralıklarla ve yeterli miktarlarda
sulanmalıdır. İyi bir sulama programı bitkinin su ihtiyacını karşılamak
için ve zaman ve ne kadar su verilmesi gerektiğini gösteren bir planı
içerir. Sulama programı hazırlanırken bölgenin iklim ve toprak koşulları,
bitkinin görünümü, gelişme dönemi ve kök derinliği gibi faktörlerin
dikkate alınması gerekir. Bunun yanısıra sulamada su kalitesi ve
uygulanacak sulama metodu da büyük önem taşımaktadır. Sulama metodu yöre
ve çiftlik koşullarına uygun olmalıdır. Geniş ekim alanları için en uygun
sulama damlama sulama sistemidir.
Hastalık ve
Zararlılarla Mücadele
Dünyada
mısır bitkisinde az veya çok zarara neden olan 400 den fazla zararlı türü
bulunmaktadır. Bitkinin farklı gelişme dönemlerinde görülen mısır
zararlıları 5 grupta incelenebilir.
- Fidede
beslenen zararlılar : Bunlar bitkinin ilk 5 haftalık döneminde fide ve
köklerde beslenerek bitki sıklığını ve sağlığını bozarlar. Başlıcaları;
tel kurtları (Tenebroides ve Agroites spp.), bozkurt veya kesici
kurtlar ( Agrotis spp.) ve mısır maymuncuğu (Tanymecus
dilaticollis Gyll.) dur.
- Yaprak
ve yaprak helozonunda beslenen zararlılar: Bunlar bitkinin sapa kalkma
döneminde yaprak helezonunda beslenerek bitkiye zarar veriler. Başlıcaları;
güz tırtılları (Spodoptera frugiperda), şark (Asya) mısır kurdu (Ostrinia
nubilalis Hübner), mısır yeşil kurdu (Heliothis armigera Hbn)
dur.
- Tepe ve
koçan püskülünde beslenen zararlılar: Bunlar koçan püskülünün
tamamını keserek bitkiye zarar verirler. Başlıcaları; mısır kök kurtları (Diabrotica
spp), mısır yeşil kurdu (Heliothis spp.), mısır yaprak afiti (Rhopalospium
maidis Fith) dir.
- Koçanda
beslenen zararlılar: Bunlar taneleri yiyerek beslenen zararlılardır.
Başlıcaları; kokulu böcekler (Nezara viridula), mısır yeşil kurdu,
güz tırtılları ve şark mısır kurdudur.
- Sapta
beslenen zararlılar: Bunlar bitki sapına saldırarak yeşil aksam ve koçan
kaybına neden olurlar. Başlıcaları; şark mısır kurdu, mısır kök
kurtları, pembe sap kurdu ( Sesemia spp.) ve güney batı mısır
kurdu ( Diatreaea grandiosella Dyar.) dur.
Dünya’da mısır bitkisinde 60 dan fazla hastalığın bulunduğu kabul
edilmektedir. Bu hastalıklar genel olarak altı grupta toplanırlar.
Tohum ve fide hastalıkları,
yaprak hastalıkları, sap çürüklükleri, koçan çürüklükleri, viral
hastalıklar ve nematotların neden olduğu hastalıklardır.
Hastalık ve
zararlılarla etkili bir mücadele için ön koşul hastalık ve zararlı
etmeninin doğru teşhis edilmesidir. Kesin bir teşhis için genellikle
uzman kişilere ve laboratuvar analizlerine geksinme vardır. Zira, bazen
mısır bitkisinde bir hastalık veya zararlı etmeninin yol açtığı sanılan
bazı sorunlar, toprak pH’sı, toprak sertliği, genetik bozukluk veya iklim
koşullarından kaynaklanabilmektedir. Hastalık ve zararlılarla mücadeleye
başlamadan önce, hastalık ve zararlı etmeninin doğru teşhisi, zararın
boyutunun ekonomik zarar eşiğine ulaşıp ulaşmadığı, uygulanacak
mücadelenin maliyeti, mücadele zamanı ve mücadele programının kombinasyonu
konularına aşırı özen göstermek gerekir.
Gübreleme
Azotlu gübreler : Mısır bitkisi Karbon,
Hidrojen ve Oksijeni serbest havadan alabilirken, havadaki azotu hiç
kullanamaz. Toprağa verilen azotun ancak yarısının mısır bitkisi
tarafından kullanılabilmesi, gere kalan kısmının ise çeşitli şekillerde
kaybolması nedeniyle azot gübrelemesi gübreleme programının en güç kısmını
oluşturur.
Azot, mısır bitkisinin tüm yaşam dönemi
süresince kullandığı bir besin elementidir. Azotlu gübre gereksinimi
büyüme peryodu başlarında pek fazla değilken, ekimin üçüncü haftasında
birden artar ve püskül oluşumunun 10 gün öncesinden başlayarak 25-30 gün
sonrasına kadar en yüksek düzeye ulaşır.
Fosforlu gübreler : Bitkinin gelişmesinde
azottan sonra en önemli besin elementi fosfordur. Topraktaki ve bitkideki
fosfor miktarı azot ve potasyuma göre daha düşük düzeydedir. Ancak fosfor,
azotun aksine topraktan yıkanıp kaybolmaz. Mısır bitkisinin fosfor
bakımından en hassas dönemi mevsim başlangıcıdır. Zira, bitki genç
döneminde (60-65 cm boya ulaşıncaya kadar) normal büyüme sağlayabilmek
için dokularında yüksek oranda fosfora ihtiyaç duymaktadır.
Bu döneminde bitkinin yeterince fosfor
alabilmesi için gübre mibzerle sıranın yanına uygulanmalı, en az %50’si
suda eriyen fosfor gübresi verilmeli ve bir kısım azot, 3-4 kısım p2O5
içeren gübreler seçilmelidir. Fosforla birlikte sıraya verilen azot
fosforun alımını artırmaktadır. Yapılan araştırmalar sıraya fosfor
uygulamasının serpmeye göre daha ekonomik olduğunu göstermektedir.
Potaslı gübreler : Potasyum bitkilerde
karbonhidrat oluşması ve taşınması için gerekli bir besin maddesidir.
Potasyumun mısır bitkisinde sap gelişmesini kuvvetlendirir. Eksikliğinde
sap iyi gelişemeyerek kırılma ve yatmalar görülür. Bunun dışında potasyum
kök gelişimini olumlu etkiler, bitkinin soğuğa dayanıklılığını artırır ve
azottan en iyi şekilde yararlanmayı sağlayarak verim düzeyini yükseltir.
Bu nedenle mısır potasyum ihtiyacı yüksek olan bitkidir. Ancak potaslı
gübreler yüksek dozda tuz konsantrasyonu içerdikleri için uygulama
çimlenmekte olan tohumdan 4-5 cm uzağa yapılmalıdır.
Mısır yetiştiricilğinde makro veya ana besin
elementleri olarak adlandırılan azot, fosfor ve potasa genellikle tüm
topraklarda ihtiyaç duyulmaktadır.
Sekonder mikro-besin
elementlerinde (kalsiyum, magnezyum vd.) ise durum farklıdır. Bunların
ancak bitkinin gereksinmesine ve toprağın durumuna göre uygulanması
gerekir.
Gübrelerin
uygulama zamanını belirlemede temel prensip, bitkinin gelişme dönemlerinde
toprakta her an alıma hazır besin maddesi bulunmasını sağlayacaktır. Bunun
için, mısır büyümesi sırasında hangi dönemde, hangi besin maddesini ne
kadar aldığını bilmek gerekir.
Hasat Harman
Mısırda hasat olgunluğu tanelerdeki nem oranı
ölçülerek tayin edilir. Nem ölçme olanağının olmadığı durumlarda olgunluk
tanedeki değişim gözlenerek anlaşılmaya çalışılır. Fizyolojik olgunluğa
ulaşan mısır taneleri yaklaşık %35 oranında nem içerir. Oran %30-32
düzeyine gerilediğinde mısır olgunlaşmış sayılır. En uygun hasat zamanı
tanedeki nem oranının %25 civarında olduğu dönemdir.
Erken hasat genellikle tercih edilen bir
durumdur. Böylece sap çürümesi ve rüzgardan dolayı yatma riski azalır,
sonbahar yağışlarına yakalanma ihtimali azalır ve hasat kayıpları en aza
indirilmiş olur. Erken hasadın en önemli dezavantajı ise, kurutma için
daha fazla enerjiye ihtiyaç duyulmasıdır. Hasadın gecikmesi ürün kaybının
artmasına ve kalitenin düşmesine neden olur.
Hasat
işlemi elle veya bu iş için geliştirilmiş hasat makinalarıyla yapılır.
Çeşitli hasat makinaları içinde en çok biçerdöver ve koçan toplayıcı hasat
makinaları kullanılır. Makinalı hasatta makina ayarlarının ve çalışma
hızının doğru belirlenmesi, hasat kayıplarının azaltılması bakımından
büyük önem taşımaktadır.
Kurutma Depolama
Uzun süreli depolanacak
mısırın depolanmadan önce kurutulması gerekir. Kurutma havalandırma
suretiyle (doğal olarak) yapılabilmekle beraber bu yöntem pek kullanılmaz.
Yaygın kurutma yöntemi ısıtılmış hava ile suni kurutmadır. Kurutma işlemi
ile mısır tanesindeki rutubet oranının %13-14’e indirilmesi gerekir.
Tanedeki nem oranının daha yüksek olması durumunda, depoda (siloda)
solunumdan dolayı sıcaklık artar, buna bağlı olarak hava nemi yükselerek
küflenme oluşur. Küf mantarı tarafından üretilen zehirli maddeye «
aflatoksin » denir.
|